Makattan Kan Gelmesi


Defekasyon esnasında veya bunun dışındaki zamanlarda anüsten yalnızca taze, parlak kan, gaita ile birlikte karışık olarak kan gelmesi veya kan pıhtıları gelmesine tıbbi dilde hematokezia veya rektal kanama denir.

Kanamanın şiddeti, yani gelen kan miktarı çok değişiklik gösterebilir. Çoğunlukla az miktarda ve kendiliğinden duran kanamalar oluşur. Pek çok hasta birkaç damla taze kan geldiğini veya tuvalet kağıdına az miktarda kan süründüğünü ifade ederler. Bazen de biraz daha fazla ama kendiliğinden duran kanama tariflenir. Bu tip hafif kanamalarda acil tanı ve tedavi koymak, acilen hastaneye yetişmek gibi bir gereklilik yoktur, muayene ve basit tetkikler sonrası tanı konup tedavi yapılır.

Rektal kanama daha şiddetli de olabilir. Orta şiddette bir kanamada tekrarlayan daha çok miktarlarda taze veya pıhtılı kan gelebilir, bu kan gaita ile birlikte veya kendiliğinden gelebilir. Ağır kanamalarda ise hasta çok kan kaybedebilir. Orta veya ağır şiddetteki rektal kanamalarda, aşırı kan kaybına bağlı halsizlik, baş dönmesi, çarpıntı, bayılma hissi veya gerçekten bayılmalar oluşabilir; hastada tansiyon düşüklüğü oluşabilir. Nadiren hastayı şoka sokacak kadar şiddetli kanamalar oluşabilir. Orta veya ağır şiddetteki kanamalar hastaneye yatırılarak takip ve tedavi edilmelidir. Şoka girecek kadar şiddetli kanamalarda acilen hastaneye yatırılıp kan transfizyonları yapılması gereklidir.

Rektal Kanamalarda Kan Nerelerden Gelir?

Rektal kanamalar ağırlıklı olarak kalın barsak dediğimiz ve barsak sisteminin son kısımlarını oluşturan kolon, rektum ve anüs kısımlarından gelir. Kolon sindirilmekte olan gıdadaki sulu kısmı emen ve defekasyon yapıncaya kadar gaitayı depolayan barsak kısmıdır. Kolonun son 15 cm.’lik kısmı rektumdur, anüs ise dışarıya açılan son 1,5 -2 cm.’lik makat kısmıdır. Rektal kanamada gelen kanın rengi genellikle kanamanın oldu yere göre değişir. Anüse daha yakın kısımlarda olan kanamalarda taze, parlak kırmızı renkte kan gelir. Daha yukarı kısımlardan ise daha az parlak kan gelir. Kalın barsağın orta ve başlangıç kısımlarından gelen kan siyah, zift gibi ve kötü kokulu olabilir, buna melena denir. Bunun sebebi kanın barsaklarda daha uzun süre kalmasına bağlı olarak barsaktaki bakteriler tarafından parçalanarak siyah renkteki hematin denen maddenin oluşmasıdır. Melena kanın barsaklarda daha uzun süre durduğu mide ve ince barsak kaynaklı kanamalarda oluşur, bazen kalın barsağın başlangıç kısmı kanamalarında da melena oluşabilir.
Nadiren mide- duodenum, ince barsaklar veya kalın barsağın başlangıç kısmından aşırı kanama oluşursa , bunlar hızla aşağıya ineceği için bakterilerce parçalanmadan dışarıya kırmızı renkte taze kan şeklinde de çıkabilir.

Bazı zamanlarda da barsakların herhangi bir yerinden çok az kanama oluşur, rektal kanama gözle görülmeyebilir. Örneğin kolon polip veya kanserlerinde çok az kanama olup bu gaita ile karıştığı için gözle görülemez ancak gaitada gizli kan tetkiki yapan testlerle tesbit edilebilir. Bu şekilde olan gizli kanamalar azar azar ama devamlı kan kaybı yaptığı için anemi dediğimiz kansızlık halinin oluşmasına yol açabilirler

Rektal kanamanın Sebepleri Nelerdir?

Rektal kanamanın pek çok sebebi vardır. En sık olarak anal fissürler, hemoroidler, rektum ve kalın barsağın polip ve kanserleri, divertikülozis,anjiodisplazi(damar yapısı anormalliği), ülseratif kolit,Chron hastalığı,enfeksiyöz kolitler,iskemik kolit ve Meckel divertikülü nedeni ile rektal kanama oluşur.

Anal Fissur:
Anal fissur anüs kanalının iç kısmında oluşan çatlak veya yırtılmalara verilen isimdir, ağrılı olan bu durum çok sık görülür. Anal fissur kabızlık sonucu veya anüs sfinkterinin aşırı sıkı olması sonucu oluşabilir. Çatlak derinleştikçe defekasyon esnasında giderek artan ağrı oluşur. Anal fissur kanamaları az miktardadır, genellikle temizlik esnasında birkaç damla kan veya tuvalet kağıdına bulaşma şeklinde kendini gösterir, açık kırmızı renkli taze kan şeklindedir. Anal fissur semptomları bazen hemoroid hastalığı ile karıştırılır.Daha detaylı bilgi için ilgili anal fissür başlıklı yazımız incelenebilir.

Hemoroidler:
Hemoroidler anüs bölgesindeki damarların şişip aşağıya doğru sarkması ile oluşur, ufak şişlikler şeklinde ele gelirler. Hemoroid kanamaları da aşırı değildir ancak, aylar, günler boyu devam eden kanmalar sonucu bu hastalarda kansızlık oluştururlar. Hemoroid kanamaları ağrılı ya da ağrısız oluşabilir. Daha detaylı bilgi için hemoroid başlıklı yazımız incelenebilir.

Divertikülozis:
Divertikülozis kalın barsak duvarında ufak baloncuklar şeklinde şişmelerin olmasına verilen isimdir. Divertiküller genellikle 50-60 yaşlarda oluşurlar, nedeni tam bilinmemektedir ancak genellikle batı tipi diyet denilen meyve ve sebzenin az yendiği, fast-food gibi gıdalarla beslenen kişilerde oluşur, yapısal olarak barsak duvarının zayıflığı da sebeplerden birisidir. Divertikül bir yapısal bozukluk halidir, yani kendiliğinden düzelmez, gerektiğinde ancak divertiküllü barsak kısmının kesilip çıkartılması ile tedavi edilebir.
Divertikülozisli kişilerde genellikle belirgin bir yakınma yoktur. Ancak divertikül içinde iltahaplanma, apse veya delinme olduğunda ciddi bir sorun olarak kendisini gösterir. Divertikülit denilen bu iltahaplanma durumunda karın ağrısı, ateş, karında hassasiyet oluşur. Nadiren divertikülit esnasında enfeksiyonun divertikül içindeki damarda hasar oluşturmasına bağlı rektal kanama da olabilir. Divertikülit olmaksızın oluşan divertiküler kanamalar ağrısızdır ve anal fissur , hemoroid veya barsak kanseri kanamalarından daha fazla ve şiddetlidir.
Rektal kanama geçiren hastalarda özellikle ileri yaş gruplarında en sık hastaneye yatma ve kan transfüzyonu gerektiren durum divertiküler kanamalardır.
Kalın barsağın son kısımlarındaki divertiküllerden olan kanamalarda; kanama daha parlak, açık renkte ve pıhtılıdır, barsağın başlangıç kısımlarındaki kanamalar da eğer kanama çok şiddetli ise bu şekilde olabilir ancak genellikle daha koyu kırmızı ve bazen de siyah renkte kan gelir. Divertikülozis kanaması genellikle kendiliğinden durur, ancak tekrarlama eğilimindedir. Peşpeşe birkaç kanama atağı da oluşabilir. Kanama durup taburcu edildikten sonraki 5 yıl içinde hastaların %25’inde tekrar kanama olduğu saptanmıştır.

Kolon polipleri ve kanserleri:
Kolon ve rektum tümörleri barsak iç yüzünde büyüyen kitlelerdir. İyi huylu kitlelere polip denir. Kötü huylu kitleler ise barsak kanserleridir ve bu kanserlerin pek çoğu poliplerden gelişirler. Yani önce polipler oluşur, bir müddet sonra bu poliplerin bazıları kötüye dönüşerek kanserleri meydana getirirler. Polip ve kanserlerde olan kanamalar genellikle az şiddetlidir, kan kaybı azdır, zaman zaman kanama yaparlar ve genellikle kan basıncında düşme , şok gibi aşırı kanama bulguları oluşturmazlar.
Barsak polip ve kanserleri kırmızı, taze kan, gaitaya bulaşmış pıhtılı kan veya bazen de melena şeklinde kanama yapabilirler. Barsağın son kısımlarına yakın tümörler zaman zaman taze kan şeklinde kanama yapabilirler, buna karşılık barsağın başlangıç kısımlarındaki tümörler gizli kanamalar yaparak bir müddet sonra aşırı kansızlık oluşturabilirler. Daha detaylı bilgi için barsak polipleri ve kanserleri konusu incelenebilir.

Polipektomi sonrası kanamalar:

Kolonoskopi esnasında görülen polipler bu işlem esnasında çıkartılabilirler, buna polipektomi denir. Polipektomiden sonra polipektomi yerinde günler veya haftalar sonra kanama oluşabilir. Buna “gecikmiş polipektomi sonrası kanama” denir. 2-3 mm. çaptaki küçük polipler biopsi forsepsi denilen küçük uçlu aletlerle çıkartılabilirler, bu işlem sonrası kanama çok azdır ve gecikmiş kanamaya yol açmaz. Ancak 5-10 cm.’den büyük polipler snare denilen bir aletle ve dip kısımları elektrokoter ile yakılarak çıkartılırlar. Snare, kement şeklinde bir metal alettir, polipin etrafından geçirilir ve dibi sıkılarak elektrik ile yakılıp polip yerinden kesilmiş olur. Bu esnada polibin dip kısmındaki damarlar da yakıldığı için kanama oluşmaz , ancak bu bölgede oluşan yarada iyileşme esnasında günler hatta 2-3 hafta sonra kanama oluşabilir. Polipektomi sonrası kanamalar bazen fazlaca olabilir.

Anjiodisplaziler:
Barsağın mukoza dediğimiz en iç tabakası altında damarlar vardır, bu damarlar bazen genişlemiş ve aralarında anormal birleşmeler yapmış bir yapı oluştururlar, bunlara anjiodisplazi denir.
Anjiodisplaziler kolonoskopi esnasında örümcek ağı şeklinde görülüp, kolayca tanınabilirler, kalın barsağın her yerinde oluşabilirler ancak genellikle ilk yarısında yer alırlar. Anjiodisplazilerin nedeni bilinmemektedir, ileri yaşlı insanlarda daha çok görülmektedirler. Anjiodisplaziler ağrısız kanamalar yaparlar, bu kanamalar açık kırmızı, koyu kırmızı veya siyah melena tarzında kendini gösterebilirler. Anjiodisplaziler aynı zamanda demir eksikliği anemisi dediğimiz kansızlığa yol açacak gizli kanamalar da yapabilirler.

Kolit ve Proktitler:
Kalın barsak iltahabına kolit denir. Proktit ise kalın barsağın son kısmı olan rektumun iltihabi halidir. Kolit ve proktitleri oluşturan bir çok sebep vardır, bunlar arasında bakteri ve virüs enfeksiyonları, parazitler, ülseratif kolit veya proktitler, Chron hastalığı, iskemik kolit ve radrasyona bağlı kolitler sayılabilir. Ülseratif kolit ve Chron koliti bağışıklık sistemi bozukluğuna bağlı kronik iltihabi hastalıklardır. Bu hastalıklarda karın ağrısı, ishal ve bazen de kanlı ishaller oluşur, nadiren de orta düzeyde veya şiddetli rektal kanamalar oluşabilir. Kanama barsaktaki ülserlerden oluşur. Aynı şekilde bakterial ve bazen de viral iltahaplarda da karın ağrısı, ishal ve bazen de kanlı ishaller oluşabilir. İskemik kolit ise barsağı besleyen damarlardaki ani tıkanma ile oluşur, kan akımının ani durması sonucu etkilenen bölgede ülserasyon olur ve ani oluşan karın ağrısı, kramplar ve ardından da rektal kanma meydana gelir.

Karın içi organlar için yapılan radyoterapi sonrası akut radyasyon koliti oluşabilir ancak rektal kanamaya yol açacak barsak iç duvarı ve damar değişiklikleri tedaviden yıllar sonra oluşabilir. Mesela prostat kanseri için radyasyon tedavisi yapılmış hastalarda yıllar sonra oluşan radyasyon proktiti buna bir örnektir. Radyasyon proktiti sonrası oluşan kanama genellikle hafiftir ancak kansızlık yapacak kadar uzun sürebilir.

Meckel Divertikülü
Meckell divertikülü toplumdaki insanların % 2’sinde vardır. İnce barsakların son kısmına yakın bölgede doğuştan var olan ince, ufak bir keselenme şeklindedir. Bazı Meckel divertikülleri içinde mide dokusu benzeri bir yapı vardır ve bu doku mide gibi asit salgılar. Bu asit divertikül içerisinde veya divertikül yanındaki ince barsak mukozasında ülsere yol açabilir. Bu ülserler de kanayabilir. Çocuklar ve gençlerdeki sindirim sistemi kanamalarının en sık nedeni Meckel divertikülü kanamalarıdır. Bunlar ağrısız kanamalardır ve açık ya da koyu kırmızı veya zift gibi olabilir.

Rektal Kanamanın Nadir Sebepleri

Mide veya duodenum( onikiparmak barsağı ) kanamaları genellikle melena dediğimiz zift gibi rektal kanama yaparlar , nadiren aşırı ve hızlı kanama olduğunda açık renk, taze rektal kan gelebilir. Diğer bir nadir rektal kanama nedeni ise sindirim sistemi damarlarının yırtılmasıdır, bu durum aort anevrizması denilen ana atardamardaki aşırı genişleme bölgesinin veya bunu tamir etmek için konmuş olan bir arteryel greftin barsaklara yapışıp burada oluşan bir ülserden içeriye doğru kanamasıdır. Daha nadir olarak da izole rektum ülserleri veya ince barsak tümörlerinden de rektal kanama oluşabilir.